Boyun Ağrıları Nedenleri
  • Prof. Dr. Turgut Göksoy
  • 11330
Boyun Ağrıları Nedenleri

BOYUN AĞRILARI

Boyun ağrıları son yıllarda modern toplumun başlıca sorunlarından biri olma yolundadır. Boynumuz, beyni ve 5 duyu organlarını içinde bulunduran kafamızı taşıyan bir dokudur. Boyun bölgesi hem yaşamsal merkezlerin bağlandığı geçiş bölgesi hem de omurganın uzantısı olarak statik görevler üslenmesi nedeniyle her türlü dış etkenden kolayca etkilenebilir. Boyun ağrılarında hastalığın nedenini bulmak için birkaç basamakta değerlendirilen tanı yöntemleri uygulanır.

BOYUN AĞRILARINDA TANIYA VARMA YÖNTEMLERİ

Boyun ağrıları ile başvuranlara alttaki sorgulamalar yapılır.

1- Ağrı gerçekten var mıdır?

2- Ağrıyı başlatan sebep nedir?

3- Ağrı nerde kendini gösteriyor?

4- Ağrının yayılıyor mu ve nereye?

5- Ağrı ne zamandan beri var?

6- Ağrının şiddet derecesi nedir?

7- Ağrı nasıl bir ağrı

8- Ağrının istirahat veya hareketle ilgisi var mı?

9- Hava şartları ile bağlantısı nedir?

10- Ağrıyı artıran ve azaltan sebepler nelerdir?

11-Ağrının gece-gündüz-mevsimlerle ilişkisi var mı?

12-Ağrıya eşlik eden bulgular var mıdır?

13-Ağrı günlük yaşamı kısıtlıyor mu? 

Ayrıca hastaların geçmişinde travma (düşme-çarpma-kaza) olup olmadığı mutlaka sorulmalıdır. Varsa yaralanma ya da kazanın oluş şekli ve etkilediği yeri de (trafik, iş, ev kazası vb) öğrenmek gerekir. 

HASTANIN MUAYENESİ
Hastanın gözlenmesi: Boynun ön kısmında guatr denilen tiroid bezi hastalığına bağlı büyümeler görülebilir. Ağrılı bölgelere elle bastırılır ve boyun civarındaki eklemler tek tek kontrol edilir. Daha sonra boyuna ait 3 önemli kas grubunda hassasiyet olup olmadığı değerlendirilir. Bunlar; paraspinal kaslar, sterno-kleido-mastoideus kası ve trapez adalesidir.
Boyun hareketlerinin ölçülmesi: Bu işlemler açı ölçer yardımıyla yapılır. Boyun fıtığı, adale sorunları gibi birçok neden boyun hareketlerinin ağrılı ve kısıtlı olmasına yol açtığı için bu ölçümün önemi vardır.

Öne doğru (fleksiyon),

Geriye doğru (ekstansiyon ),

Yanlara doğru (lateral fleksiyonlar)

Çevresi etrafında döndürülmesi (rotasyonlar) 

Nörolojik muayene: Hareket sistemi hastalıklarında hemen her vakada yapılması gereken ve hekimi tanıya götüren bir muayene yöntemidir. Refleks çekiciyle hastanın bütün reflekslerine bakılır. Kola yayılan his duyusu iğne ucuyla kontrol edilir. Güç kaybını anlamak için boyun ve kola ait adalelerin tek tek güçleri kontrol edilir. Ellerin sıkma gücü ayrı ayrı değerlendirilir. Burada en basitinden bir tansiyon aleti manşonunu sıkarak bu güçler objektif olarak tespit edilebilir. Kol çevreleri ölçülerek adalelerde herhangi bir erime olup olmadığı kaydedilmelidir.

Laboratuvar ve Radyolojik Tetkikler: Gerekli görülen hastalara daha ileri tetkikler istenir. Bunlar; boyun omurgalarının direkt grafisi ya da tomografi ve emar tetkiki olabilir. Ayırıcı tanıya varabilmek için çeşitli analizlere gerek duyulabilir. Bu çerçevede Biyokimya, Romatizma tahlilleri yapılmalıdır.

Elektrofizyolojik incelemeler: Boyun fıtıklarının adale ve sinirlerde meydana getirdiği harabiyeti ortaya koyan bu yönteme EMG denir. Halk arasında adale ve sinirlerin elektrosu olarak bilinir.

BOYUN AĞRISI NEDENLERİ

Boyunda ağrıya yol açan çok sayıda neden vardır. Bunları 3 başlık altında toplayabiliriz. 

1-OMURGA DIŞI BOYUN AĞRILARI: Omurgadan kaynaklanmayan fakat boyun çevresinde hissedilen bazı ağrılar vardır. Göğüs kafesinden çıkan adale ve sinirlerin sıkıştıran ağrılara “Torasik Çıkış Sendromları“ adı verilir ve 3 farklı nedenle olabilir.

a) Kot Servikal; Boyun omurgası ile 1.kaburganın birleşmesi

b) Skalenus Antikus; adalesinin sıkışması sendromu

c) Pektoralis minör; adalesinin sıkışma sendromu

 

2- OMURGASAL NEDENLİ BOYUN AĞRILARI: Birkaç alt grubu vardır.

A)TRAVMA SONUCU OLUŞMUŞ BOYUN AĞRILARI: Boyuna isabet eden bazı travmalarda yaşamsal sorunlarla karşılaşıldığını biliyoruz. Günlük yaşamda karşı karşıya kaldığımız küçük darbelerden daha büyük kazalara kadar boynumuzun travmalardan çok kolayca etkilendiği unutulmamalıdır.

TRAFİK KAZALARI; Araç içi otomobil kazalarında önden başka bir yere çarpıldığında, boyunda kamçı darbesi olarak isimlendirilen bir sorun ortaya çıkar.
Hiperfleksiyon travması; Çarpan kişilerin başı önce öne sonra ise tam tersine arkaya doğru hızla kamçı gibi sallanır.
Hiperekstansiyon travması; Arabaya arkadan başka bir araba çarparsa tam tersi durum ortaya çıkar. Başın 2 farklı yönde hareketi sırasında boyuna aşırı yük biner. İlk birkaç saatte olayın sıcaklığıyla yeterince anlaşılmayan bu sorun daha sonra boyun sertliği ve ağrı ile birkaç günde giderek tırmanmaya başlar. Birkaç ay şiddeti giderek azalarak devam eder.

SPOR YARALANMALARI: Spor sırasında çok kez boyuna isabet eden yaralanmalarla karşılaşılır. Bir kısmı hafif atlatılırken bazıları uzun yıllar sürebilir. Sığ sulara atlama sırasında kol ve bacaklarda felçlere varan ciddi olaylar olabilir. Futbol başta olmak üzere özellikle rakiple yapılan spor türlerinde boyun omurlarında bazı zedelenmeler olabilir.

ENDÜSTRİYEL KAZALAR: İş kazalarında boyun ağrılarına yol açabilecek çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Bazı meslek grupları daima travma riski altındadır. O iş kollarında koruyucu önlemlerin alınması ve çalışanların bu konuda eğitimi şarttır. Tedavi yaklaşımı trafik kazalarından pek farklı değildir.

B) YIPRANMALARA BAĞLI BOYUN AĞRILARI: Boyunda en hareketli olan 4. ile 6. omurlar arasıdır. Bu yüzden en fazla bu omurlar arasında 40’lı yaşlardan sonra yıpranma belirtileri başlar. İlk bozukluklar omurgalar arasındaki disklerden başlar. Disklerin içerdiği sıvı miktarı azalır ve giderek kurumaya ve elastikiyetini kaybetmeye başlar. Kuşkusuz zamanla amortisör görevi üslenen diskler bu görevi yapamaz ve omurların giderek birbirlerine yaklaşmalarına neden olurlar. Elbette bunun sonucu dar ve hassas kanallardan geçen sinir kökleri yıpranan disk dokusu tarafından çeşitli baskılara uğrarlar. Yine boyunda bulunan diğer eklemler, tıpkı vücudun diğer eklemlerindeki kireçlenmelere benzer şekilde çeşitli derecelerde yıpranmalar gösterebilir.
C) Mesleki nedenli BOYUN AĞRILARI:Şüphesiz bazı meslek grupları ve boynumuzun yanlış kullanılması bu yıpranmayı hızlandırabilir. Uzun yol şoförleri, başı yukarıda çalışmak zorunda kalan boyacılar, çömelerek çalışan seramikçiler, masa başında ve bilgisayar karşısında devamlı oturmak zorunda kalan meslek grupları boyun ağrıları açısından yüksek risk taşımaktadır.

d) FITIKLARA BAĞLI BOYUN AĞRILARI: Boyunda fıtıklar genellikle 5.ve 6.omurlar arasında ortaya çıkar. Bu durumda kola yayılan ağrılar ön plandadır. Fıtıklarda, belirti olarak öksürme ve ıkınmada ağrı artışı (Valsalva testi), başın tepesinden aşağı doğru basmakla boyunda ağrı oluşması (kompresyon testi) bu ağrının baş yukarı doğru çene tutularak kaldırıldığında azalması (distraksiyon testi) tipiktir. Fıtığın şiddetine göre refleksler kaybolabilir uyuşukluklar belirgin adale güçleri azalmış veya kol çevresi zayıflamış olabilir. Erken tanı sonucu başlanacak tedavi ile çok kez ameliyata gerek kalmadan başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

3-BOYUNA DOĞRU YANSIYAN AĞRILAR

Nedeni boyunda olmadığı halde ağrının hissedildiği yer boyun olabilir. Biz buna yansıyan ağrılar diyoruz. Bunlar; 

a- STRESE BAĞLI BOYUN AĞRILARI

b- ADALE KAYNAKLI 

c- YANLIŞ DURUŞ BOZUKLUKLARI

d- GÖZ HASTALIKLARI KAYNAKLI

e- ROMATİZMALAR

f- İÇ ORGANLARDAN KAYNAKLANAN 

STRESE BAĞLI BOYUN AĞRILARI: Yoğun stres altındakiler bunun bedelini bazı organlara fakat daha çok boyun omurgasına ödetmektedir. Mide, bağırsaklar, başta sırt olmak üzere tüm adaleler bu stresten nasibini almaktadırlar. Devamlı sinirli ve gergin olan bu gibi insanlarda boyun ağrıları yerleştiğinde artık vücudu kolay terk etmezler. Yanlış duran, bir türlü boyun ve çevresi adalelerini gerektiği gibi gevşetemeyenlerin “boyunda gerginlik” hastalığına yakalanması işten bile değildir.

ADALE KAYNAKLI BOYUN AĞRILARI: Boyun adaleleri dış etkenlerden ileri derecede etkilenirler. Hava şartlarındaki değişimlerden yanlış duruşa hatta strese kadar birçok dış etken boyun adalelerinde gerginlik oluşturabilir. Bir seyahat, gece uykusu sırasında boyunun rahatsız pozisyonda kalması yine ağrı nedeni olabilecektir.

YANLIŞ DURUŞ BOZUKLUKLARINA BAĞLI BOYUN AĞRILARI: Çoğumuz; karın ve bel kaslarının zayıflığı nedeniyle özellikle ayakta dururken veya otururken kendimizi olduğu gibi gevşek bırakmamız sonucu kötü bir duruş sergileriz. Bu kötü duruşun göstergesi olarak beldeki kavisi artmış, karnımızı öne doğru çıkmış, omuzlar aşağıya çökmüştür. Bunun sonucu sırtımızda giderek artan bir “kamburluk“ gelişir. Başlangıçta istediğimizde düzeltebileceğimiz bu kamburluk uzun yıllar sonucu artık eski haline dönemeyen kalıcı bir şekle dönüşür. Bu nedenle postürümüzü doğru tutmaya daha gençlik yıllarında başlamamız gerekmektedir. Ders çalışırken masaya aşırı derece eğilen, bu sırada boynunu ideal konumda tutmayı beceremeyen gençler geleceğin boyun ağrılı hastalarından olmaya adaydırlar.

GÖZ HASTALIKLARINA BAĞLI BOYUN AĞRILARI: Gözlerinde görme kusuru olan ve bunun gözlük kullanarak gidermeyen kişilerde baş ve boyun ağrıları ortaya çıkabilmektedir. Bunun nedeni göz adalelerinin daha net görme çabası sonucu daha fazla ve uzun süre kasılı durumda kalmasıdır. Belki gözlerindeki görme eksikliği belki ergonomik olmayan sıra, masa veya sandalyeleri nedeniyle bu sorunla karşı karşıya olanların mutlaka önceden fark edilmeleri gerekmektedir. Anne, baba ve öğretmenlere burada önemli görevler düşmektedir. Ayrıca uzun süre televizyon seyreden ve bilgisayar karşısında kalan kişilerde göz problemleri olması doğaldır. Bunu meslek edinen kişilerin alması gereken tedbirler son dönemlerde bir genelge ile yayınlanmıştır. Çalışmaya belli aralarla ara verilmesi, ekran koruyucu araçlar kullanılması ve gözün dinlendirilmesi önerilmektedir.

ROMATİZMAL NEDENLERE BAĞLI BOYUN AĞRILARI: Romatoid artrit; Nadiren boyun omurlarının üst kısımlarında ortaya çıkarsa yaşamsal sorunlara yol açabilir. Böyle bir şüphede boyunun stabilize edilmesi yanlış hareketlerden mutlaka kaçınılması gerekir. Bambu hastalığında (ankilozan spondilit) boyun tutulması kalıcı sakatlıklara yol açabilmektedir. 

Yansıyan boyun ağrıları

Miyofasiyal ağrı sendromları Boyunda ve sırtta aşırı duyarlı noktaların olmasıdır. Bu durumda şiddetli yerel ağrı ve hareket kısıtlılığı olabilir. Sorunlu bölgeye lokal enjeksiyon, soğutucu spray kullanılır. Daha sonra egzersiz ve fizik tedavi uygulamaları yapılır. Sterno-cleido-mastoid adalesinde hassas noktalar boyun ve baş ağrısına neden olabilir. Bunlar bazen vücutta çok yaygındır ve tetik nokta olarak adlandırılır. Ağrının omuzdan kaynaklandığından şüphelenilen vakalarda omuzların değerlendirilmesi gerekir. Boyunda sorun olmamasına rağmen “Bilek Kanalı Sendrom’unda elde uyuşmalar olabilir.

İÇ ORGANLARDAN YANSIYAN BOYUN AĞRILARI: İç organlarımızdaki sorunlar bazen boyuna yayılabilir. Bu nedenle hastalar ayrıntılı değerlendirilmeli ve çevre organlar dikkatlice incelenmelidir. Akciğerde rastlanan nadir bir tümör (Pancoast tümörü) veya akciğerdeki enfeksiyon boyuna yansıyan bir ağrı nedeni olabilirler.
Kalp-damar hastalıklarına bağlı boyuna veya kola yayılan yansıyan ağrılar olabilmektedir. Çok kez koroner kalp ağrılarında sol kola yayılan ağrılar olabilmektedir. Bu karışıklığın önüne geçmek için kardiyoloji uzmanına danışılması gerekmektedir.
Mide ülserleri nadiren boyunda ve özellikle kola vuran ağrılar oluşturabilir. Bu gibi durumlarda gerekirse uzman doktorlardan konsültasyon istenmelidir.

BOYUN HASTALIKLARINDA TEDAVİ YÖNTEMLERİ 

Boyun hastalıklarında hastanın tanısına uygun algoritim şemalarına uygun olarak tedaviler planlanırken hastalığın akut-subakut ya da kronik olup olmadığına göre değişik etaplar söz konusudur. Burada kimi zaman istirahat ön plana çıkacak kimi zaman da operasyon koşulları değerlendirilecektir. Bu tedavilerin sürelerinin de her hastaya göre değişkenlik göstereceği muhakkaktır.

İLAÇ TEDAVİSİ

Tedavide çeşitli ilaçlar ve farklı uygulama şekilleri söz konusudur. Hangi ilaç ve ne kadar süreyle sorusunun cevabı da hekimin iradesinde kalmalıdır. Bazı hastalar birbirlerine ikram bile ettikleri bu gibi ilaçların yan etkileri o kadar önemli boyutlara ulaşabilir ki yaşamı dahi tehdit edebilirler. Ağrılı bölgelere lokal enjeksiyonlardan dışarıdan sürülen merhemlere kadar çeşitli seçenekler söz konusudur. Günde 1-2 defa uygulanabilen bu merhemlerin hafif bir ovma ile yayılması ve sıcak bir havlu ile kapatılması etkisinin daha uzun ve daha fazla hissedilmesini sağlar. Ciltte yaralar, kızarıklıklar veya alerjik sorunlar varsa bu merhemlerden kaçınmak gerekir. İLAÇLAR ya tablet, ya enjeksiyon (IM-IV- IA-lokal), Fitil ya da merhemler şeklinde olaibilir. 

FİZİK TEDAVİ yöntemleri: 

Boyun ağrılarında ilaç kadar etkili olan bir diğer yöntem de fizik tedavidir. Amaç; ağrı gidermek, kasılmış adaleleri gevşetmek ve kısıtlanmış boyun hareketlerinin yeniden kazanılmasını sağlamaktır. Bozulmuş bir diskin veya boyun omurları arasındaki eklemlerin beslenmesini sağlamak amacıyla sorunlu bölgeye çeşitli ısılar tatbik edilir. Basit yüzeyel ısı tedavileri, evde sıcak havlu veya termoforlar kullanılarak yapılabilir. Sıcağın uygulanmayacağı çok sayıda ağrılı durumların da olduğu unutulmamalıdır.

Özellikle ağrılı bölgede renk ve ısı değişikliği olması, ağrının nedeninin akut bir travma olması veya ağrının iltihaplı bir romatizmaya bağlı olarak meydana gelmesi halinde sıcak uygulanmaktan vazgeçilmelidir. Hipertansiyon ve kalp hastalığı olanların sıcak uygulamalarda dikkat etmesi veya durum ciddi ise hiçbir zaman bu tedavilere yönlendirilmemeleri gerekir. Fakat bunun daha kontrollü ve vücudun sorunlu olan derin bölgelerine kadar inebilen türevlerini tercih etmek daha uygun bir seçenektir. Omurlar, diskler ve omurganın çeşitli bağlarına kadar etkisi uzanabilen ultrason ve radarı örnek olarak gösterebiliriz.

SERVİKAL Traksiyon; Sıkışmış disklerin ve içinden sinir köklerin geçtiği küçük kemik kanallarının rahatlaması amacıyla tercih edilen bir yöntemdir. Aynı zamanda kasılmış gergin adalelerin gevşetilmesine, boyun bölgesinin hareketlerinin sabit bir konumda dinlendirilmesine de fırsat verir. Şüphesiz boyuna bir çekme korsesi takarak yatarak veya oturarak yapılan bu yöntemde hassas ayarlı elektronik çalışma esaslarına uygun cihazlar kullanılmaktadır. Gerçi prensip olarak boyunun 2 farklı yöne doğru çekilmesini sağlayan basit cihazlar da çok kez iş görebilmektedir.

MASAJ; Boyun adale kasılmalarında bazen ağrı ve spazm o kadar fazladır ki boyun hareketleri kısıtlanmış bu hastalara değil masaj, hafifçe bile dokunulması aşırı ağrılara neden olabilmektedir. Ciltte yara, allerji, renkte kızarıklık ve şişlik varsa masaj düşünülmemelidir. Uygulama öncesi kasları gevşetmek amacı ile hafif sıcak uygulaması masajın etkisini daha artırabilir. Yüzeyel başlayıp daha sonra derin dokulara masaj yapılmalıdır. Ayrıca masajda; baskı, elle vurma ve titreşim yaratma gibi çeşitli şekilleri vardır.

ELEKTROTERAPİ: Çeşitli elektrik akımları kullanılarak yapılan tedavi şeklidir. Son yıllarda en çok tercih edilen şekli TENS akımlarıdır. Bir yandan masaj etkisi uyandırmak için uygulandığı yerde vakum yapıp bırakan diğer yandan elektrik akımları vererek kombine etkiyi hedefleyen “İnterferens vakum’’ uygulamaları da boyun ağrılarında kullanılan seçeneklerdendir. 

KORSE KULLANIMI: Boyun ağrılarının akut döneminde korse kullanılmalıdır. Korse kullanma süresi, 3 hatta 4 haftaya kadar uzatılabilir. Korsenin şekli yine travmanın derecesine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Çenelikli ve boyunun tüm hareketlerini kısıtlayan büyük korselerden çeneliksiz nispeten daha küçük korselere kadar çeşitli tip ve boyutlarda boyun korseleri bu amaçla kullanılabilmektedir. Akut dönem geçtikten sonra korse gece çıkarılıp gündüz takılacağı döneme geçilir. Gece çıkarıldığında boynu koruyacak önlemlerin alınması gerekir. Korse hem istenmeyen boyun hareketlerini kısıtlamakta hem de kafanın ağırlığını hassas konumda bulunan boyun omurları üzerine binmesini engellemektedir. Daha sonra korse çıkarılması süreci başlar. Bu süreçte korse birden bir terk edilmez. Bir gün takılıp diğer gün çıkarılmak suretiyle korse yaklaşık 10-15 günde bırakılmalıdır. Elbette bu süre içerisinde çok ağrılı dönemlerde korse çıkarılma günü olsa bile yine korse takılabilir. Ayrıca seyahat, işi veya uğraşı gereği ağrı oluşturabilecek bir duruş konumunda kalmak mecburiyeti varsa korseyi bu durumlarda bir süre daha kullanması uygun olacaktır.

Boyun egzersizleri

Boyun ağrısı riski taşıyan kişilerin de ileride ortaya çıkabilecek boyun ağrılarından korunmak için boyun egzersizleri yapmaları uygundur. Koruyucu boyun egzersizleri en az haftada 3 defa yapılmalı ve 20 dakikadan az olmamalıdır. Tedavi amacıyla yapılan egzersizler her gün yapılmalı ve günde 2 veya 3 defadan az olmamalıdır. Bu egzersizlerden hangisinin ne kadar süre ve sıklık ile yapılacağı ve zamanla ne şekilde artırılacağı doktor önerisiyle olması gerekir. Bilinçsizce yapılan egzersizin yarardan çok zarar getireceği unutulmamalıdır. Boyun egzersizleri 8 aşamada yapılabilir.

1- Gevşeme ve ısınma egzersizleri

2- Boyun çevirme (pasif- aktif )

3- Omuz saati

4- Boyun saati

5- Omuz germe

6- Omuz kuşağını esnetme 

7- Omuz döndürme 

8- Sırt kaslarını esnetme

9- 1.kaburganın gerilmesi

10- Boyunda dirence karşı egzersizler

BOYUN AĞRILARINDA GÜNLÜK YAŞAM

Boyun ağrısı riski taşıyan cerrah, diş hekimi, boyacı, sıvacı, seramikçi, bilgisayarcı, örgü ve nakışçı gibi mesleklerde olanların daha sorunları başlamadan önlemler alması gerekmektedir. Daha çocukluk ve öğrencilik çağlarında başlayacak şekilde yanlış oturuş ve duruş bozukluklarımız varsa bunun önlenmesi için uzmanlardan yardım almak ve önleyici egzersizler yapmak şarttır. Ağrı çeken insanların bazı hareketleri yapamazlar. Yaşam kalitesi azalan ve hayattan bıkmış bu insanlar günlük yaşam için bazı önlemler almaları gerekir. Tıpkı bel ağrılı kişilere bel okulunda öğretmeye çalıştığımız gibi daima “aklım boynumda“ ilkesini öğretmek amacımız olmalıdır. Ağır cisimleri kaldırmaktan kaçınmak gerekir. Zorunluluk varsa eşit olarak kollara paylaştırılmalıdır. Aniden ve ağırlığı tahmin edilemeyen bir cisim kaldırılırsa omurga bundan zarar görebilir. Ağırlıklar omuzun yukarısındaki bir seviyeye kaldırılmamalı gerekirse bacak üzerinde ve omuzda dinlendirilerek birkaç aşamada yukarı yükseltilmelidir. Dirsekler bu kaldırma sırasında fazla bükülmemeli olabildiğince dik açıya yakın konumunu korumalıdır.

Ağırlık uzun süre kollarda kalmamalı ve her iki elin birlikte katıldığı hareketler tercih edilmelidir. Kolları yukarıda tutmak zorunda olan mesleklerde daha yukarı yükselmek yerine merdiven kullanılabilir. Yukarı yükselerek iş yapmak zorunda kalan boyacı, sıvacı, perdeci ve buna benzer mesleklerin boyun kol ağrılarına yakalanma olasılıkları fazla olduğu için koruyucu egzersizlere erkenden yani ağrılar ortaya çıkmadan başlamaları gerekir. Oturma sırasında sırt dik pozisyonda olmalı ve belli zaman aralıklarla oturma sona erdirilmeli ve ayağa kalkıp bir süre dolaşma aralıkları verilmelidir. Daha iyisi bu zaman aralıklarda boyun ve sırt adalelerini gevşetecek bazı egzersizler yapılmalıdır. Televizyon seyretme sırasında mutlaka baş arkaya dayanmalıdır. Böylece kafanın bütün ağırlığı uzun süre boyun üzerinde tutulmamalıdır. Sinema, tiyatro gibi uzun oturuşlarda benzer şekilde kafa mutlaka arkaya yaslanmalıdır.

Çocuklar ve boyun ağrısı

Çocuklarımızın ileride boyun ağrısına neden olacak yanlış duruş konumunda kalmamaları için önlem alınması gerekmektedir. Aynı şekilde sıralarında yanlış konumda oturan çocukların öğretmenleri tarafından doğru oturuş biçimlerinin öğretilmesi gerekmektedir. Sıralarında yanlış oturan çocukların postürleri bozulur ve ileride boyun ağrılarından kurtulamazlar. 

ÖRGÜ ÖREN KADINLAR

Kadınların büyük kısmının ellerinde genellikle dikiş, nakış veya buna benzer işler vardır. Bu sırada boyunu ve sırtı kasılmış ve öne doğru boyunları fazlaca bükülmüştür. Üstelik bu esnada belli kasları biteviye kullanan bu gibi kadınlarda zamanla boyun ağrısı çıkması kaçınılmaz bir durumdur. Bir kısmında geceleri ellerde uyuşmalar nedeni ile uykular kesilebilir. “Karpal Tunel Sendromu“ denilen hastalıklar da ortaya çıkabilir. Kadınların bir kısmı bu işleri hoşlanarak tıpkı meditasyon gibi yapar. Mecburen yapanlarda ise boyun ve sırtta ortaya çıkan ağrılar ve kasılmalar cehennem azabı ile eşdeğerdir. İsteyerek yapanlarda bile bir süre sonra boyun sorunları ortaya çıkabilir. Örgü örenler için egzersizler kurtarıcı olabilir. Bu nedenle bu işleri yapanların sık aralar vermesi, duruşlarının olabildiğince ergonomik olması önerilmelidir. 1 saati aşan örgü örme seansları kesilmeli en az 10 dakika egzersiz yapılması gerekir. Örgülerine devam etmesi şart olanların bu “saat başı ara ver ve ayağa kalk biraz dolaş“ kuralına uymaları şarttır.

BOYUN AĞRILI HASTALARIN YATAKTA YATIŞ ŞEKLİ 

Sadece boyun ağrısı çekenler değil hiç ağrısı olmayanların bile yatarken boynuna dikkat etmesi gerekmektedir. Yataklar kısmen sert, yastıklar ise boyunun öne veya arkaya doğru fazlaca bükülmesine yol açmayacak yükseklikte olması gerekir. Yüksek yastık kullanmak kadar hiç yastık kullanılmadan yatılması da sakıncalıdır. Boyun ağrısı çekenlerin boyun kavsine uygun özel yastıklar kullanması tavsiye edilmektedir. Uykusunda sık dönüş yapanlarda, yüksek yastık boyunda olumsuz bükülmelere yol açabilir. Bu durumda, bir havlu yuvarlanıp rulo haline getirilerek boyun kavsi doldurulmalıdır. Böylece, bilinçsiz olarak boyun döndürülse bile rulo dağılıp boynun istenmeyen açılara gelmesi önlenebilir. Yolculuk yapan boyun ağrılı kişilerin oturma esnasında uyurken boyunlarına aşırı yük binmesi söz konusudur. Bundan dolayı boyunu koruyan şişme yakalık şeklindeki boyun yastıklarını kullanması önerilir. Böylece uyku nedeniyle kontrolsüz durumda kalan başın ağırlığı tıpkı boyun korsesi işlevi gibi omuzlara dağıtılmış olacaktır.

BOYUN AĞRILARI VE SPOR

Bazı spor türleri boyun ağrısı nedeni olabilir. Bunlardan başlıcaları güreş, basketbol, judo, boks, aletli jimnastik, otomobil ve yüzme sporlarıdır. Güreş bu sporlar arasında en çok boyun omurgası zedelenmesine yol açan bir spor dalıdır. Zira bu sporda güreşçilerin yaptıkları ilk hareket el-ense çekmektir. Bunun dışında rakibinin boynunu kapmak döndürmek, sıkıştırmak sporun doğasında vardır.
Tuşa gelmemek için inanılmaz şekilde çabalayan güreşçilerin boyun omurgasının zedelenmesi kaçınılmazdır. O yüzden herhangi bir nedenle aşırı zedelenmiş bir boyun gördüğümüzde bu gibi omurgalar için “güreşçi boyunu” demek adet olmuştur. Güreşçilerin bu nedenle boyun filmlerini belli aralıklarla çektirmeleri bir fizik tedavi uzmanı nezaretinde düzenli egzersizler yapması maçlardan sonra bir süre koruyucu boyun korseleri kullanmaları önerilmektedir. Bir başka boyun omurgasını zedeleyen spor dalı boks’tur. Devamlı kafasına, çenesine yumruk alan sporcuların omurgasının çok erkenden yıpranacağı muhakkaktır. Koruyucu kask kafayı korumakla beraber boyun için tam bir koruma sağlamamaktadır. Boksörler de tıpkı güreşçiler gibi takip altında olmaları şarttır. Diğer spor dalları ile uğraşan sporcuların da periyodik kontrollerini düzenli olarak yaptırmaları ve koruyucu egzersizlere uymaları önerilmektedir.

BOYUN AĞRISINA YOL AÇAN MESLEKLER

Birçok meslek boyun ağrısı riski ile karşı karşıyadır. Dolayısı ile bu mesleklere sahip olanlar bu satırları okuduğunda nasıl sorunlarla karşılaşacağı ve ne gibi çözümlerin olduğunu göreceklerdir. Şoförler, boyacılar, seramikçiler, sıvacılar, sekreterler, perdeciler, terziler, boksörler, güreşçiler, piyanistler, cerrahlar, diş hekimleri ve devamlı ekran karşısında oturanlar boyun ağrısı ile sık karşılaşacak risk grupları içerisindedir. Devamlı ayakta veya oturarak duran bu meslek mensupları gerekli önlemleri almadıkları taktirde kısa zamanda iş verimlerini düşüren bu gibi ağrılarla karşılaşma olasılıkları yüksektir. Alınması gereken bu önlemlerle ilgili en iyi bilgi “BOYUN OKULU ” programlarında verilir.

HASTA OKULLARI
Boyun ağrısı, bel ağrısı, fibromiyalji, osteoporoz gibi hastalıkları olanların eğitildikleri hasta okulları son yılların önemli tedavi yaklaşımıdır. Burada toplu olarak yapılan işlemlerin bireysel uygulamalardan daha fazla yararları vardır. Hastaların interaktif bir şekilde hastalıklarını ve onunla mücadele yöntemlerini öğrendiği bu öğretim sistemine HASTA OKULLARI çalışmaları adı verilir.
*Günlük yaşamında sorun çıkaran boyun ağrısı olanlar
*Boyun ağrısı olmasa da ileride ağrılara yol açacak riskli meslek grupları içerisinde olanlar
*Geçmişte boyun ağrısına yol açabilecek bir düşme veya kaza geçirmiş olanlar
Boyun okulu 5 derslik bir uygulamadır. Haftada bir defa yapıldığı takdirde 4 hafta kadar sürmektedir. Hasta okullarında kişiler kendileri de eğitim sürecine aktif olarak katılırlar. Diğer kişilerin soruları ve ağrıları için buldukları kişisel çözümler derslerde öğrenilenlerin pekişmesini sağlayacaktır. 

1.DERS: Omurgamızı tanıyalım, Boyun ağrısına yol açan nedenler, hastalığın belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri

3. DERS: Günlük yaşamda boynumuzu nasıl kullanmalıyız? Boyun ağrılarından kurtulmanın yolları

4. DERS: Boyun ağrılarında ve önlenmesinde egzersiz yöntemleri ve “aklım boynumda“ ilkesinin öğretilmesi
Anlatılanların tekrar özetlenir ve tüm katılanların önünde sembolik bir sınav yapılır. Katılanları yüreklendirecek konuşmalarla beraber “Katılım Belgesi” verilir.

BOYUN AĞRILARINDA CERRAHİ TEDAVİ

Görüntüleme, laboratuar ve EMG gibi yöntemler fıtık olduğunu gösterse bile önce yine konservatif çözümler aranmalıdır. İlaç, fizik tedavi, korse, günlük yaşam önerileri, egzersizler, boyun okulları izlenecek tedavi yöntemleridir. Nörolojik bulgular dikkatle izlenmelidir. Zira bunlar ameliyat kararı vermede çok önemlidir. Şüphesiz operasyona erken gitmek ne kadar sakıncalı ise geç kalmak da bir o kadar sorun çıkarabilecektir. Eğer fıtık sinir köklerine bası yapıyorsa kollara yayılan ağrı, uyuşma ve kuvvet kaybı hatta kaslarda erimeler olabilir. Refleks kayıpları hastayı ameliyata yaklaştıran bir durumdur. Özellikle kuvvet kaybı ve kas erimesi izlenmeli 3 hafta içerisinde ilerleme eğilimi fark edildiğinde ameliyat kararı alınmalıdır. MRG’de fıtığın büyük ve aşağı doğru uzaması durumunda bu karar daha erken alınmalıdır. Ameliyat boyunun ön ve yanından girilerek yapılmaktadır. Operasyonda çalışılan bölge son derece yaşamsal bir bölge olduğundan özel mikroskop başta olmak üzere modern gereçlerin olduğu yerlerde yapılmalıdır. Ameliyat sonrası rehabilitasyon programlarına başlanmalıdır.

Laboratuvar ve Radyolojik Tetkikler: Gerekli görülen hastalara daha ileri tetkikler istenir. Bunlar; boyun omurgalarının direkt grafisi ya da tomografi ve emar tetkiki olabilir. Ayırıcı tanıya varabilmek için çeşitli analizlere gerek duyulabilir. Bu çerçevede Biyokimya, Romatizma tahlilleri yapılmalıdır.

Elektrofizyolojik incelemeler

Boyun fıtıklarının adale ve sinirlerde meydana getirdiği harabiyeti ortaya koyan bu yönteme EMG denir. Halk arasında adale ve sinirlerin elektrosu olarak bilinir.