Antioksidan Tedavi
  • Prof. Dr. Turgut Göksoy
  • 1032
Antioksidan Tedavi

Vücudumuzun enerji sağlayabilmek için oksijene ihtiyaç vardır. Oksijenin besinleri yakarak enerji elde etmesi sırasında “Serbest Radikal” denilen bazı maddeler açığa çıkar. Bu maddeler tıpkı araçlardan çıkan egzost gazı gibi zehir yapısındadır. 

YAŞLANMAYI GECİKTİRMEDE ANTİOKSİDANLARIN KULLANILMASI

Serbest radikaller bir elektronu eksik olan bozuk yapıdakioksijen molekülleridir. Bunlar bağışıklık sistemini zayıflatır, dejeneratif damar ve eklem hastalıklarına hatta enfeksiyonlar ve kanserlere yol açarlar. Çevrelerinde ne varsa onlara saldırır, dokuların görevini yapamaz hale getirirler. Önceleri dikkati çekmeyen bu doku bozulması zamanla gözle görülür hale gelir ve zamanla hastalıklar ortaya çıkar. Bu kötü durum önlenemez bir seviyeye ulaştığında ise “ölüm” meydana gelir. Bu serbest radikallerin etkilerini “Antioksidan” adını verdiğimiz maddeler kısmen önler. Eğer vücudumuzda antioksidanlar olmasaydı, serbest radikaller bizi kısa sürede öldürebilirdi. Antioksidanlar serbest radikallerin yapıştıkları dokuların yerine geçerek, kendilerini feda ederler ama dokularımızı kurtarırlar.
Yaşımızın genç olduğu dönemlerde vücudumuz bizi dışarıdan hiçbir yardıma gerek kalmadan bunlardan korur. Yaş biraz ilerlemiş ve serbest radikallerin dokularda meydana getirdiği olumsuz etkiler başlamışsa, o zaman ilave olarak antioksidanlar almamız gerekecektir. Serbest radikaller sadece vücudumuz aldığımız her nefes sırasında giren oksijenin yanmasıyla oluşmaz. Egzoz gazları, radyasyon, elektromanyetik alanlar, sigara dumanı gibi çevremizdeki bir çok madde bunların artmasına neden olur. Bu nedenle yaşlanmaya karşı koymak için bu tip serbest radikalleri artıran maddelerden kaçınmalıyız. 
     Serbest radikallerin vücutta meydana getirdiği tahribatı demirin paslanması gibi düşünebiliriz. Çeşitli demir çubukları eşit sürede nemli bir ortamda bıraktığımızda hepsinin paslanma dereceleri birbirinden farklı oluyorsa, aynı yaştaki kişilerin serbest radikallerden etkilenme dereceleri de çok farklı olabilir. Bu yüzden aynı yaştaki iki kişiden hiçbiri aynı oranda yaşlanmazlar.

VÜCUDUMUZDAKİ SERBEST RADİKAL MİKTARININ ÖLÇÜLMESİ

Vücuttaki serbest radikalleri ölçerek “oksidatif stres“ meydana getirdiği tahribatı saptayabiliriz. Erken yaşlanmaya neden olan serbest radikallere karşı aldığımız önlem varsa bunun etkinliğini öğrenmede de bu test bize yarar sağlar. Test sonuçların 300 Fort değerini aşması alarm çanlarının çaldığının işaretidir. 
Antioksidanlar C ve E vitamini, betakaroten (A vitamini’ nin bitkilerden elde edilen ön hali) koenzim Q-10 (vitamin benzeri bir madde) selenyum, çinko ,sarımsak ginseng, üzüm çekirdeği gibi maddelerdir. 
     Vücudumuzdaki hücreleri serbest radikallerden korumak için çeşitli mineraller vitaminler ve enzimler kullanılabilir. Tüm bedensel işlevlerde vücut bir nevi yakıt olarak oksijeni kullanırlar. İşte bu oksijen tüm dokuların kendini yenilenmesini sağlar bir benzetme yapacak olursak vücutta oluşacak paslanmaları ve yıpranmaları önler. 
     Zira,insan yaşlandıkça dokular ve hücrelerde oksidasyon (paslanma) hızlanır. Buna karşı koyacak doğal antioksidan sistemi yaşlanmada görevini tam olarak yapamaz. Oksidasyon başladıktan sonra tamamen paslanmaya yüz tutan bir makine gibi vücutda damarlar daralır organlar ve onların fonksiyonları giderek işlevlerini yitirmeye başlar.

VÜCUDUN DOĞAL ANTİOKSİDANLARI

Gerçi vücudumuzda bu serbest radikallerle mücadele eden doğal antioksidanlar vardır. Glutatyon peroksidaz, hidrojen peroksit, nitrik oksit ve özellikle superoksit dismutaz bunlara örnektir. Bu maddeler sigarada, güneşte fazla kalmada, radyoaktif maddelerle yakınlaşmada, yüksek enerji elde etmek için bazı besinlere başvurma sırasında ortaya çıkarlar. 
Antioksidanlar bazı tahıllar, sebze ve meyvelerde olmakla beraber daha belirgin yani bir tedavi etkisi göstermeleri için daha fazla miktarlarda alınması gerekir. 
Anti-aging için kullanılan haplarla ilgili günümüzde ciddi bir kaos yaşanmaktadır. Bir hastanın bu konuyla ilgili olarak söylediği şu sözler ibret alınması gerektiğini gösteriyor. “Çevremdeki herkes birtakım haplar yutuyor ve bana da devamlı bunlardan neden kullanmadığımı soruyorlar. Doğrusu bende, neden bu ilaçlardan kullanmıyorum ? diye kendimi suçluyorum. Acaba ben de bu gibi ilaçlardan almam gerekir mi?"

ANTİOKSİDAN ÇILGINLIĞI

Gerçekten başta büyük şehirlerimizdeki kadınlar arasında gençlik hapları adı altında satılan çeşitli vitamin ve desteklerin kullanımıyla ilgili düpedüz bir çılgınlık yaşanmaktadır. Aslında bunların tedavi edici değeri sınırlıdır. Olsa olsa, ancak koruyucu etkilerinden bahsedilebilir. Tüm dünyada reçetesiz olarak satılan bu gibi ilaçlar Amerika’da bulunan ve hemen tüm dünyanın kabul ettiği bir kurum olan FDA’nın onay verdiği ilaçlar içerisinde bu gibi vitamin, mineral ve farklı madde karışımları kesinlikle yoktur. Zaten neredeyse her derde deva birçok maddenin bir arada bulunduğu bu ilaçların koruyucu değerleri de oldukça sınırlıdır. 
     İşin ilginç tarafı bu gibi ilaçları birbirlerine ikram eden hanımlarımız asıl anti-aging uygulaması olan egzersiz ve diyet önerilerini kulak arkası etmektedirler. Bedensel hareketleri sınırlanmış bu kişilerin yapacakları haftada 3 defa doğru egzersiz ve sağlıklı beslenme reçetelerinden alacakları sonuç kesinlikle yutacakları bu ilaçlardan yüz kat daha faydalıdır. 
     Bu konuda bir başka hata da eczanelerde satılan bu tür ilaçlar bütçeleri altüst edecek kadar pahalı olduğundan bunun yerine tezgahlarda satılan kaçak olduğu iddia edilen daha ucuz haplara yönelinmesidir. Fakat bunların içlerinde hiç etken madde olmaması tehlikesinin yanı sıra kullanım süresi ve saklanma şartlarında olumsuzluklar hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir.

BAŞLICA ANTİOKSİDANLAR
Antioksidan mineral ve vitaminler 
Selenyum – çinko –beta karoten vitamin E ve C 
Antioksidan enzimler 
Koenzim Q -10 (Co Q-10) – gingko biloba – alfa lipoik asit – SAM 

1- SELENYUM 
Vitamin E ‘nin etkenliğini artıran bağışıklık sistemini güçlendiren selenyum, kansere karşı koruyucu da olabilir. Fındık, ceviz, tavuk eti ve bazı deniz mahsullerinde bulunur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Yaşlanmayı geciktirir. Katarakt, felç ve kalp krizlerine iyi gelir. Gripal enfeksiyonlarda koruyucudur. E vitamini ile beraber alındığında daha tesirli olduğu bilinmektedir. Günde 100 mg önerilmektedir. 

2 - ALFA LİPOİK ASİT 
Doğada bulunan en güçlü antioksidan ve yaşlanmayı geciktirici maddelerden biridir. Hücrelerin içindeki tüm yapıları serbest radikallerden korur ve enerji üretimini artırır. 
Hücrelerin kendilerini yenilemesine katkı verir. Cildin kırışıklıklarına iyi gelir ve parlaklık kazandırır. Bundan dolayı cilt koruyucu tüm kremlerin bileşimlerinde bulunur. Karaciğer ve beyin fonksiyonlarını korur, şeker hastalığının meydana getirdiği hasarları azaltır. Karaciğeri korumak için üçlü karışım daha iyi sonuçlar verir. 1000mg C vit, 400 mg E vit. ve günde 3 defa 100mg alfa lipoik asit birlikte alınmalıdır. Yaşlılık için 100mg günlük doz yeterlidir.  

3- SUPEROKSİT DİSMUTAZ (SOD) 
Hücreleri hızlandırır ve hücre ölümlerini en aza indirger. En zararlı serbest radikal superoksit ile mücadele eden bu enzim aslında insan vücudunda vardır. Yaşlanmayla beraber kan düzeyleri azalır o yüzden hücreleri koruyan ve barsakta açılan bu enzim tabletlerini kullanmak gerekir.

DİĞER ANTİOKSİDANLAR


4 – Vİitamin C 
Vücut direnci düşen veya gribe yakalanan herkesin sarıldığı bir vitamindir. Günde 1 gramdan az olmayan dozlarda alınması önerilir. Enfeksiyonlara direnci artırmasının yanı sıra kötü kolesterolü (LDL) düşürür hatta kanser oluşumunu yavaşlattığına dair yayınlar vardır.

5 - Vitamin E 
En fazla bilinen ve tüketilen bir vitamin olup vücudun günlük gereksinimi 15 mg’dır. LDL kolesterolü düşürücü damarları koruduğu cildi beslediği bilinmektedir. Başta fındık, ayçiçeği, yeşil yapraklı sebzeler en fazla bulunduğu kaynaklardır. İstenen etkiyi yapması için günde ortalama 200 İÜ düzeyinde alınması gerekir.

6 - Vitamin A ve Betakaroten 
Betakaroten A vitaminin ön maddesidir. Bağışıklığı artırır, deriyi, tırnakları ve saçları güçlendirir. Kolesterolü azaltır, kalbi, karaciğeri ve kemikleri korur. Havuç beta karotenin belli başlı simgesidir. Ispanak, kayısı, domates ve koyu yaprağı olan sebzelerde karoten miktarı fazladır. Bu nedenle bu gıdalara doğal anti-aging ajanları demek daha uygun olacaktır. A vitaminin gıdaların dışında yaşlılığın geciktirilmesinde ilaç olarak kullanımına gerek yoktur.

7 - Gingko- biloba 
Kalp ve beyin dolaşımında güçlü etkisi olan bir antioksidan olup Alzheimer hastalığında da kullanılır. Felçler ve kalp krizi geçirme olasılığını katarakt oluşmasını azaltır. Cinsel gücü destekler ve diyabetin meydana getirdiği damar hasarlarını kontrol eder. 

8 - Yeşil Çay 
Kolesterol düzeyini düşürür, kanın akışkanlığını artırır. Vücuttaki yağların yakılma