Site içi arama :
prof.dr. turgut göksoy
 
27 Ekim 2011 - 06:14

FİZİK TEDAVİ Suadiye''de bulunan kliniğimizin ana tedavi unsurlarından biri fizik tedavi uygulamalarıdır. Çağdaş çizgilerle dizayn edilen ve son teknoloji ürünü olan bu araçlarımızı sizlere ayrıntılarıyla tanıtmak istiyoruz.

1-  İNFRARUJ IŞINLARI
2-   SICAK PAKETLER
3-   PARAFİN TEDAVİSİ
4-   ULTRAVİYOLE IŞINLARI
5-   LAZER  IŞINLARI
6-   ULTRASON TEDAVİSİ
7-   KISA DALGA VE RADAR
8-   ELEKTROTERAPİ
9-   OMURGA TRAKSİYONU
10- SOĞUK TEDAVİ
11- MANYETİK ALAN
12- LENF DİRENAJI
13- MASAJ

1-İNFRARUJ IŞINLARI

Etki mekanizması : İnfraruj ışınlarının vücutta meydana getirdiği etki sadece sıcaklıktan ibaret olmayıp bununla başlayan ayrıca bir biyolojik etkinin de olduğu unutulmamalıdır. Bunlar; uygulandığı alanda damarlarda genişleme çevre sinir uçlarında uyarılma, biriken toksinlerin terleme ve böbrekler yoluyla atılması ve sorunlu dokuların kendilerini tamir kabiliyetinde artma şeklinde özetlenebilir.
Kullanıldığı hastalıklar : Eklem dışında ve iltihapsız eklem romatizmalarının çok ağrılı ve alevli seyreden başlangıç dönemlerinin haricinde infraruj uygulanabilir. Düşme, çarpma, kaza gibi travmalardan sonra ve kireçlenmelerin yine alevlenme göstermeyen dönemlerinde, adalelerin ağrılı spazmlarında oldukça etkin sonuçlar almak mümkündür.
Bel ve boyun fıtığı başta olmak üzere çeşitli omurga hastalıklarında gerek yalnız başına gerekse diğer tedavi işlemleriyle beraber ve genellikle onlardan önce infraruj uygulamaktayız. Ayrıca masaj, traksiyon, maniplasyon gibi yapılacak bir tedavi öncesinde hastanın adale ve eklemlerini gevşeterek diğer tedavilere hazırlamak için infraruj ışınlarına başvurmaktayız.

KULLANILMAYACAĞI ALANLAR: Bazı hastalıklarda infaruj ve benzeri sıcak uygulamalar yapılmamalıdır. Mikrop kapmış ve açık yaraların üstüne, sıcaklığa tepki veren bünyelerde, çok yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarında, kanserli bölgelerin üzerine, lokal his kusurları damar dolaşım bozukluğu olan hastalara uygulanmamalıdır.
UYGULAMA ŞEKLİ: İnfraruj ışınları üreten cihazlar hastadan en az 30-40 cm. uzaklıkta olmalıdır. Tedavi için verilen sıcaktan rahatsız olunması aşırı terlenmesi veya aksine hiç hissedilmeyecek düzeyde oluşu bir yanlışa işaret eder. Hastaların bu sırada hoşa gidecek tatlı bir sıcaklık hissetmeleri ideal olanıdır. Tedavi süresi 15-25 dakika arasında olmalı uygulama bittikten sonra ortam uygun değilse hastanın örtülerek korunması sağlanmalıdır. Uygulama seanslar halinde ortalama 15-20 defa olabilir.

2- SICAK PAKETLER (HOT PACK)
Doğal olarak yine infraruj içeren çeşitli şekillerde hazırlanmış sıcak paketler fizik tedavide yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu kullanım değişik şekillerde yüzyıllardan beri devam etmektedir. Eskiden termofor denilen sıcak lastik paketler kullanılırdı.  Şimdi, içine silikat jeli doldurulmuş bazı plastik ya da su sızdırmayan kumaş torbalar kullanılmaktadır. İçindeki kimyasal madde ısının uzun süre kaybolmadan kalmasını sağlar.
Bu sıcak paketler tıpkı infaruj lambaları gibi etkileri daha yüzeyel dokularda kalacaktır. Buna rağmen ağrının kontrol edilmesinde yardımcı olur, adaleleri gevşetir ve hastaları oldukça rahatlatır. Yine yapılacak diğer tedaviler öncesi uygulanarak onların ( traksiyon, egzersiz, masaj vb.) daha verimli sonuçlar alınmasını sağlayabilir.
KULLANILDIĞI VE UYGULANMADIĞI ALANLAR: Bu işlem infraruj ışınlarından farklı olmadığından kullanılma alanları ve yasaklandığı yerler de aynı şekildedir.
UYGULAMA ŞEKLİ: Uygulama süresi 10-30 dakika arasındadır. Toplam seans adedi 15-20 defa olabilir. Ayrıca cilt üzerine bırakılan bu paketin üzeri havluyla örtülerek sıcak uygulamanın azalmadan daha da uzun süre devam etmesi amaçlanır. Kuşkusuz dayanılmayan sıcaklıklar ciltte bazı yanıklara ve tedavini aksamasına yol açabileceğinden bundan kaçınılması gerekmektedir.

3-PARAFİN TEDAVİSİ

Isıtılan su mevcut sıcaklığını çok uzun süre devam ettiremez. Bu nedenle ısısını daha uzun süre devam ettirebilen bir madde olan parafini tedavide kullanmaktayız. Yüzyıllardan beri bu veya buna benzer ısıtılmış ve sıcaklığını muhafaza eden maddeler tedavi amacıyla kullanılır. Bazen içine farklı maddeler katılarak etkenlik artırılır. Fango uygulamaları (yapay çamur ) ve doğal çamur tedavisi de benzer şekillerde etkisini gösterir.
Etki mekanizması: Parafinin ısısının tedavi etkisi diğer sıcak uygulamalardan farklı değildir. Hücre seviyesindeki dolaşımı artırmak bu suretle dokuların kendini yenilemesine imkan vermeyi sağlayan bir tedavidir.
UYGULAMA ŞEKLİ: Isıyla eriyik hale gelen bu madde doldurulmuş bir kabın içerisine el ayak gibi dokuların batırılmasıyla yapılan bu tedavide meydana gelen ısıyı muhafaza etmek için bir eldivenle sarmak gerekir.
KULLANILDIĞI HASTALIKLAR: Tedavisinde parafini en çok tercih ettiğimiz hastalık el parmaklarında rastlanan kireçlenme (Heberdan Artrozu) hastalığıdır. Bunun dışında yine el ve ayaktaki iltihapsız eklem, adale ve bağ dokusu romatizmaları parafin tedavisinin başarıyla uygulandığı hastalıklardır. Sürme şeklinde uygulanan parafin ise daha geniş alanlarda yapılacak tedavilerde veya bir sonra yapılacak diğer fizik tedavilere hastayı hazırlamak için tercih edilir.
KULLANILMAYACAĞI ALANLAR: Parafin iltihaplı eklem romatizmalarının aktif dönemlerinde yapılmamalıdır. Bunun dışında açık yaralarda, tümörler ve damarsal bazı hastalıklarda uygulanmaz.

4- ULTRAVİYOLE IŞINLARI

Genel olarak güneş bir ultraviyole ( mor ötesi ) ışını kaynağıdır. Gerçi bizim tedavide kullandığımız biraz farklı elektromagnetik dalga boyundadır ama temel etki işlevleri tamamen birbirine benzer. Güneş ışınlarının insan organizması üzerine yararlı etkileri asırlar önce gözlenmiş olduğundan bunun olmadığı şartlarda yapay olarak nasıl oluşturulacağı uzun çalışmalardan sonra ortaya çıkmıştır.  “Güneş giren eve doktor girmezmiş “ özdeyişi gereği bu imkandan yoksun olan ülkelerde sadece tedavi amacıyla değil yapay güneşlenme amacıyla da kendine geniş bir uygulama alanı bulmuştur.
Etki mekanizması : Bu ışınların vücuttan içeri doğru girme yeteneği oldukça sınırlıdır. Birkaç milimetreden fazla olmayan bu geçiş en ufak bir engeli bile aşamaz. Kumaştan, kağıttan hatta camdan bile geçemez. O yüzden camın arkasından gelen güneşin tedavi edici değeri yoktur. Pencere camlarından geçen sadece güneşin sıcaklığıdır. Cilde gelen ultraviyole ışınları fotokimyasal bazı olayları başlatır. D vitaminin ön maddesiyle karşılaştığında onu vücut için gerekli olan vitamin D’ye dönüştürür. Kuşkusuz bu işlemin uzun sürmesi fayda değil ciddi zararlar meydana getirebilmektedir.

     Başlangıç dönemi eritem olarak isimlendirilen bu durumun ilerlemiş haline güneş yanığı denilir.  Bu nedenle tedavi amacıyla yapılan uygulamalarda cihazın eritem meydana getiren dozunun her hasta için ayarlanması şarttır. Zira cihazların ışın gücü farklı ve her hastanın ultraviyole ışınlarını kabul edebileceği cilt yapısı birbirinden farklıdır.
    Bu işlem sırasında cilt dokusundaki pigmentasyon olayı istenmeyen bir sonuç olmakla beraber sadece bu amaçla yani bronzlaşma için ultraviyole uygulamaları yaptıran çok kişi vardır. Bunun dışında UV ışınları bazı kan hücrelerinin sayı ve etkenliğinin artmasında, ortamdaki mikropların öldürülmesinde ve bağışıklık sisteminin aktive olmasında önemli katkılar sağlamaktadır.
Kullanıldığı hastalıklar: Kalsiyum ve kemik metabolizması ile ilgili hastalıklarda ultraviyole seçkin bir tedavidir. Osteoporoz, ( kemik erimesi ) çocuklarda görülen raşitizm, Paget hastalığında kullanılmaktadır. Sedef hastalığında özel ultraviyole üreten araçlar ( PUVA ) tedavinin önde gelen bir şeklidir. Çeşitli kronik hastalıkların nekahat dönemlerinde, bazı kireçlenme ve romatizmalarda, nadir rastlanan bazı cilt hastalıklarında tercih edilmektedir.
      Yüksek dozla fakat lokal olarak uygulanarak bazı sinir ucu rahatsızlıklarında inatçı siyatiklerde, kapanmayan yaralarda ve uzun süre yatakta yatma sonucu oluşan baskı yaralarında ultraviyole çok başarılıdır. Ameliyathanelerde ortamı sterilize etmek amacıyla ve içme sularının temizlenmesinde kullanılır. Bronzlaşma amacıyla kullanımı ise en yaygın olanıdır.
KULLANILMAYACAĞI ALANLAR : Aktif akciğer tüberkülozu, ağır böbrek karaciğer ve kalp yetmezlikleri, tiroid bezinin aşırı çalışması, lupus eritematozus ( ilerleyici romatizma), kontrol edilemeyen diyabetler ve bazı farklı cilt hastalıklarında ultraviyoleden kaçınmak gerekir. Ayrıca tedavi amacıyla bazı ilaçları alanlar (altın tedavisi sırasında), ultraviyole ışınlarından bir başka deyişle güneş ışınlarının altında dolaşmaktan menedilmelidir.
UYGULAMA ŞEKLİ: Ultraviyole ışınları tedavi amacıyla kullanılacak her hastada uygulamadan önce ışına toleransın ölçülmesi şarttır. Ancak bundan sonra sağlıklı bir çalışma yapılabilir. Başlangıç tedavi süresi her gün artırılarak 10 günde istenen düzeye ulaştırılır. Tedavi adedi ortalama 10 ila 20 defa olabilir. Tedavi sırasında uygulama yapılacak alanın çıplak ve olabildiğince kuru olmasına dikkat edilmelidir.

5- LAZER IŞINLARI

Tıpta lazerin kullanılması son 40 yıldan beri gündemdedir. Gücü artırılmış bu ışınlar sadece tıpta değil teknolojinin birçok evresinde kullanılmakta ve her geçen gün geliştirilmektedir. Birçok farklı ışını tek bir dalga boyu içerisine yükleyerek ve enerjisini müthiş düzeyde artırarak elde edilen lazer ışınlarıyla çalışan silahlar bile vardır. Gelecekte bu ışın hem değişik alanlarda kendisinden bahsettirecek hem de tıpta yeni gelişmelere yol açacaktır.
Etki mekanizması: Hücrelerin metabolizmalarında olumlu değişiklikler yaparak kendi kendilerini onarma yeteneğini sağlamakla beraber uygulama alanlarında sinir uçlarında kıza zaman içerisinde bazı değişimlerin meydana gelmesine yol açmaktadır.
Kullanıldığı hastalıklar: Bugün için hem bazı hastalıkların tanısında hem de tedavisinde kullanılan bir yöntem olan lazer aynı zamanda fizik tedavi amacıyla da kullanılmaktadır. Sinir uçları seviyesinde çalışma yapılması gereken hastalıklarda, akupunktur tedavisinde, estetik amaçlarla lasere başvurmaktayız. Göz tedavisinde, bazı beyin ameliyatlarında gerekli önlemleri alınmış ve oldukça etkili tedavi, cihazları kullanılmaktadır.
UYGULAMA ŞEKLİ: Fizik tedavide kullanılan lazerler daha düşük güçte olsalar bile, bu ışınları kullanırken gözün zarar görmemesi için hem hastanın hem de doktorun kullanacağı özel gözlüklere gereksinim vardır. Lazer infekte ve açık yaralarda, iltihaplı romatizmalarda, travmaların akut dönemlerinde kullanılması sınırlanmıştır.

6- ULTRASON TEDAVİSİ

Ultrason meydana getirdiği ses dalgalarının titreşmesi sırasında ısı oluşturan bir tedavi olup hem ısıya bağlı hem de biyolojik kaynaklı etkiler ortaya çıkarır. Kan hücreleri başta olmak üzere ultrason uygulanmasından sonra oluşan hücresel aktivasyon, damarların kendini genişletmesine ve lokal olarak bağışıklığın artmasına yol açacak bir metabolik hızlanmayı başlatır. Böylece, sadece hücresel düzeyde oksidasyonu artırmakla kalmaz, damar dolaşımını artırarak hastalanmış dokuların böylece kendi kendini tamir etmesi sürecini hızlandırır. Sinir uçlarına etki ederek ağrı duyusunun daha az algılanmasına, adalelerin gevşemesine ve daha önce çeşitli nedenlerle beslenme güçlüğü çeken doku ve organların daha verimli çalışmasına yol açarak hastayı rahatsız eden çeşitli sorunları en aza indirger. Diğer dokuları daha hızlı geçerek kemiklerde yoğunlaşabilmesi bunlara yönelik tedavi alanlarını da genişletmektedir.

KULLANILDIĞI HASTALIKLAR: Başta çeşitli adale ve eklem hastalıklarını söyleyebiliriz. Fibromiyalji, ağrılı adale spazmları, travma veya ameliyat sonrası dokularda meydana gelen şekil bozuklukları, çeşitli eklem kireçlenmelerinde ve elde meydana gelen Dupuytren kontraktürü olarak isimlendirilen bir romatizmada etkin şekilde kullanılmaktadır.
      Ayrıca romatizmaların iltihaplı olmadığı dönemlerde, Südeck atrofisi (genellikle sıkmış alçılardan sonra başlayan kemik ve adalelerde erimeye yol açan ilerleyici bir hastalık) sinir dokularındaki çeşitli bozukluklarda (nörit, nöropati v b) tercih edilir. Bel ve boyun fıtığı başta olmak üzere çeşitli omurga hastalıklarında ve özellikle bambu hastalığı olarak isimlendirilen ankilozan spondilit’li hastalar ultrasondan çok yararlanırlar.
KULLANILMAYACAĞI ALANLAR: Bacaklardaki damar dolaşımı bozukluklarında, romatizma ve kireçlenmelerin akut ve iltihaplı dönemlerinde, açık ve enfekte yaralarda, kanserli dokular üzerine ultrason uygulanmaz. Bazı iç organlar civarına ultrason uygulamaktan kaçınmak gerekir.
UYGULAMA ŞEKLİ: Ultrason aygıtlarında bu gücü iletmeye yarayan başlıkları vardır. Giderek küçülen ve yetenekleri artırılan bu başlıklar terapist tarafından sorunlu dokular üzerinden elle gezdirilmektedir. Uygulama sırasında ses dalgalarının hastalıklı dokular arasındaki ideal iletişimini sağlamak için silinebilen jeller kullanmaktayız.
     Bazen el ayak parmakları gibi dokularda uygulama zorluğu olması nedeniyle su dolu bir kap içerisinde bu bölgelere ultrason yapmaktayız. Tedavi süresi her seferinde 8-15 dakika arasında değişir. Bunun süresi ve akım şiddetini uygulanacak yeri ve başlığın dolaştırılma tarzını hekim belirler. Toplam seans adedi ortalama 15-20 defadır.

7-KISA DALGA VE RADAR TEDAVİSİ ( DERİN DİYATERMİ )

Bu amaçla dalga boyları birbirinden farklı fakat uygulama şekilleri birbirine benzer 2 değişik tedavi yapılmaktadır. 20.yüzyılın başlarında Tesla ve d’Arsonval tarafından bulunmuş bu uygulama geçen zaman içerisinde daha geliştirilerek etkin bir fizik tedavi uygulaması haline getirilmiştir. Elde edilen elektromagnetik dalgalar özel başlıklar halinde istenilen dokuya tatbik edilirler. Hemen hemen vücudun birçok bölgesine uygulanmaktadır.
Kısa dalga diyatermi: Dalga boyları 6-11 metre frekansı 30-50 megasikl arasında olan bu tedavinin en önemli özelliği birçok dokuyu atlayarak daha derinlerde bulunan dokularda yoğunlaşabilmesidir. Uygulama sırasında ortamda oluşan ısıya bağlı olarak termal ve ayrıca ısının etkisinden bağımsız biyolojik etkileri söz konusudur. Isı artışıyla küçük kapiler damarlarda genişlemesiyle beslenmesi bozulan dokuların kendini tamir kapasitesinde artma olmaktadır. Bu şekilde birçok hastalığın tedavisi mümkün olmaktadır.
Radar (mikrodalga) diyatermi: Dalga boyu oldukça kısa (12-69 cm) olan bir elektromagnetik tedavi yöntemidir. Diğer yöntemin kullanıldığı yerlerde kullanılmakla beraber etkisi nispeten daha yüzeydeki dokulardır.
KULLANILDIĞI HASTALIKLAR: Kronik bazı iltihapların tedavisinde diyatermi faydalı sonuçlar vermektedir. Bu nedenle kronik sinüzit, kadınlarda yumurtalık iltihapları, kronik prostatit gibi yapılan tedavilere rağmen direnen hastalıklarda kısa dalga tedavileri ümit verici sonuçlar vermektedir. Her çeşit kireçlenmenin ve iltihapsız romatizmaların tedavisinde oldukça etkin sonuçlar alınmaktadır.
KULLANILMAYACAĞI ALANLAR: Akut iltihaplı hastalıklar, bakteriyel enfeksiyonlar, tüberküloz ve kanserli dokular üzerine yapılamaz. Açık yaralar, his kusurları, damar tıkanıklıklarında uygulanmamalıdır.
UYGULAMA ŞEKLİ: Radar uygulaması alçı üzerinden yapılamaz. Uygulama yeri ıslak olmamalıdır. Ayrıca her 2 diyatermi yönteminde de uygulama sırasında çevredeki madeni nesneler uzaklaştırılmalıdır. Süre 10-20 dakika seans adedi de 15-20 defadır. Elektrodlar hastanın ağrılı bölgesine göre seçilir.

8 ) ELEKTROTERAPİ

Değişik tipte elektrik akımları tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Eskiden kullanılan birçok akım çeşidi terkedilmekle beraber yeni bulunan akımlar fizik tedavi amacıyla başarıyla hastalara uygulanmaktadır. Her geçen gün daha etkin bir akım şekli veya akım şekillerinin kombine kullanımı söz konusu olmaktadır. Hastalığın çeşidine, hastadaki sorunun yeri ve büyüklüğüne göre elektrik akımlarının tercihleri yapılmaktadır.   

 a) Galvano-faradi-diyadinami akımları
     1789 tarihinde Galvani tarafından yapılan bir deneyle başlayan elektrik akımlarının canlılar üzerinde etkisini ortaya koyan bu serüven her geçen gün gelişerek günümüze kadar devam etmiştir. Tedavide kullanılan ilk akımlar doğru akım olarak nitelendirilen salınımsız akımlardır. Uzun yıllar bu amaçla oldukça büyük piller kullanılmış fakat zamanla geliştirilerek şehir cereyanları ile de bu akımlar elde edilmiştir.
     Uygulama yerinde kırmızılık ( hiperemi ) ile kendini gösteren bir reaksiyon meydana getiren galvanik akımlar 1920’li yıllardan itibaren çok yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Günümüzde kullanımı biraz sınırlanmakla beraber bazı sinir uçları rahatsızlıklarında, kemik ve damarların etkilendiği hastalıklar olan Südeck ve Raynaud hastalığında, kronik romatizmalarda halen kullanılmaktadır. İçi su dolu özel küvetler içerisine galvanik akım vermek suretiyle yapılan banyolar uzun dönemlerde en seçkin tedavilerden biri olarak özellikle aşırı yorgunluk durumlarında ve yaygın cilt ve eklem rahatsızlıklarında kullanılmıştır.
     Su içerisine bazı kimyasal maddeler atarak içine el ve ayak gibi organları sokarak gerekirse kimyasal madde eritilmiş ve ıslatılmış süngerleri sorunlu bölgeler üzerine yerleştirerek tedaviler yapılmaktadır.
     Faraday’ın 1831 yılında elektrik akımın etkileri üzerinde yaptığı araştırmalar onu zamanla kendi ismiyle anılan bir akım olan Faradik akımı bulmasıyla sonuçlandı. Özellikle herhangi bir nedenle hareketsiz kalan bir adalenin yeniden çalıştırılmasında, yeni geçirilmiş bir travmanın dokularda meydana getirdiği sorunların çözümünde etkin bir yöntem olarak uzun yıllar dikkat çekmişti. Yine akım verilip de hareket sağlanıyorsa olayın felç olup olmadığının kararı verilmekteydi.
     Diyadinami akımları ise 30 yılların sonuna doğru ortaya çıkan salınımlı akımların kombinasyonu olan bir akım şeklidir. Uzun yıllar etkin tedavi yöntemlerinden biri olarak gündemde kaldı. Günümüzde değişik tür akımları kapsayan kombine elektroterapi uygulamaları yapılmaktadır. Kliniğimizde son teknoloji örneği olan bu gibi tedavi araçlarını kullanmaktayız.

b) İnterferens vakum tedavisi
Birbirinden farklı salınımları (frekans) olan elektrik akımlarının birbirlerine karıştırılmasıyla elde edilmiş akımlara interferens ( girişim ) akımları denilir. 40’lı yıllardan beri başarıyla kullanılmakta olan bu akım özellikle beslenmesi bozulmuş dokuların ve özellikle adalelerin tedavisinde tercih edilir. Çocuk felci salgınlarında yaygın bir şekilde kullanılmış şimdi hem adale ve sinir uyarıcı hem de ağrı kesici özelliğiyle günümüzde de halen seçkin bir tedavi olarak kullanılmaktadır. Akım uygulamasının yanı sıra uygulama başlıklarına yerleştirilen vakum tertibatı ile dokularda masaj etkisiyle ayrı ve güçlü bir etkinlik daha elde edilebilmektedir.
c) TENS AKIMLARI
Ağrının mekanizması ile geliştirilmiş son teori olan Melzack-Wall ‘den sonra geliştirilmiş bir akım şeklidir. 70’li yılların sonunda ortaya çıkmış bu akım günümüzde diğer tüm akımlar içerisinde en popüler akımlardan biri olmuştur.
Kullanıldığı hastalıklar: Nedeni ne olursa olsun ağrılı olan tüm hastalıklarda kullanılan bir tedavi yöntemidir. Kireçlenme ve romatizmalar, omurga çevresi hastalıklarda (fıtıklar vb) çok olumlu sonuçlar vermektedir.
UYGULAMA ŞEKLİ: Sorunlu bölgelere veya belirli bir sinirin beslediği alana çıplak cilt üzerine konulan elektrotlar yardımıyla verilen özel bir elektrik akımıdır. Çeşitli tipleri vardır. Bu yöntem genellikle günde 30-60 dakika ve 10-15 seans kadar uygulanır. Uygulama ile vücutta endorfin isminde morfin benzeri bir hormonu salgılatarak etkisini göstermektedir.

9- OMURGA TRAKSİYONU
Traksiyon tedavisi, bazı omurga hastalıklarında özel aygıtlar kullanılarak sorunlu sıkışmış bazı dokuları özellikle omurları birbirinden uzaklaştırma yöntemidir. Bu işlem bazı durumlarda elle bile yapılır. Hatta tedavi için kliniklere gelemeyen ağrılı akut vakalarda hastanın yatağında basit makaralı düzeneklerle de pekala omurgalar arasını açabilecek bir traksiyon işlemi yapılabilir.
     Etki mekanizması: Birtakım hastalıklarda dokular arasına bir başka doku özellikle sinirle sıkışabilir. Omurgada sıkıştıran nesne genellikle omurgalar arasında bulunan diskin yer değiştirerek sinirler üzerine basınç yapması söz konusudur. İşte bu sıkışmanın ortadan kaldırılması için istirahat, korse tedavisine ek olarak traksiyon tedavisi yapılması öngörülür.
     Burada aslında yapılan çekimlerle omurlar arası mesafenin açılmasından çok dokularda oluşan lokal ödemin azaltılması ve bu sırada spazm ve ağrı ile oldukça gerginleşmiş olan adale ve bağların gevşeyerek sinirler üzerindeki baskıyı hafifletmesi daha ön plandadır. Bir başka deyişle başta adale olmak üzere traksiyonla bunların yorulmasını ve bunun sonunda da doğal olarak kendini bırakması ile tedavi etkinliği sağlanır.
KULLANILDIĞI HASTALIKLAR :
Omurga traksiyonu sıkışmanın olduğu bazı omurga rahatsızlıklarında kullanılan bir tedavi şeklidir. Bunlar bel veya boyun fıtığı, omurga kaymaları (stabil spondilolistezisler), bu bölgede çeşitli sıkışmalara yol açan kireçlenmeler, boyun veya bel bölgesindeki kas spazmlarında traksiyon tedavisi yapılmaktadır.
KULLANILMAYACAĞI ALANLAR
Omurgada ve omurlar arasında bulunan kıkırdak dokusunda (disk) iltihap, kemikte veya omurilikteki tümörlerde, ileri düzeyde kemik erimesinde ( osteoporoz ) bazı akciğer ve kalp sorunlarında ve aort anevrizmasında, gebeliklerde traksiyon yapılamaz.
UYGULAMA ŞEKLİ:  Aletle yapılan uygulamalarda bu çekme işlemi ya devamlı ya da belli aralıklarla olabilir. Bu sırada cihazın çekme ve bırakma sırasındaki kuvvetleri ve süreleri istenilen düzeylerde ayarlamak olanağı vardır. Uygulama sırasında etkin bir çekme yapabilmek için bele ve göğüs kısmına korseler bağlanarak bunların birbirinden zıt yönlerde çekilmesi gerekmektedir. Traksiyon uygulamalarında çekim süresi ve çekim kuvveti her hastaya göre özel olarak belirlenir. Boyun omurgası için traksiyon işlemi yapılırken hasta yatar ya da oturur pozisyonda olabilir.

10- SOĞUK TEDAVİ

Bazı romatizmal hastalıklar ve kireçlenmelerde „soğuk uygulamaların „ faydalı olduğu ispatlandığından beri soğuk tedavilere gittikçe artan bir ilgi oluşmuştur.
A- SOGUK PAKETLER (COLD PACK) : Uygulama genellikle 5-15 dakika arasindadir. Soğuk suya batırılmış havlularla, soğutulmuş torbalarla, havluya sarılmış buzla veya soğukuğunu çok uzun süre devam ettiren soğuk paketlerle istenilen soğuk tedavi yapılabilir.
B- KRİYOTERAPİ: Direkt yollarla elde edilen soğukla tedaviler yapılabildiği gibi bu işlem teknolojik araçlarla da yapılmaktadır. Bunun avantajı -15 derecelere kadar inen soğuğu hasta hissetmediği halde buz uygulamalarında sağlanamayan daha derin dokuları soğutabilme işlevi kriyoterapi ile başarılabilmektedir. Eklemlerde şişlik ve sıcaklık olan romatizma ve kireçlenme olgularında kriyoterapi iyi bir tedavi seçeneğidir Özellikle sportif kazalardan sonra ortaya çıkan şişlik ve ağrılarda kriyoterapi tercih edilmektedir.

11- MANYETİK ALAN TEDAVİSİ

Yüksek gerilim hatları, radyo,televizyonlar, bilgisayarlar, mikrodalgalı aletler, cep telefonları ve her türlü teknoloji kokan ev ve iş araçları elektrosmog olarak isimlendirilen bir manyetik kirlenmeye neden olmaktadırlar. Bunun sonucunda insan organizmasında ciddi değişiklikler olmaya başlamıştır. Aradığı bu doğal dengeyi bulamayan ve enerji eksikliği gösteren bazı vücutlarda “ modern çağın hastalıkları “ denilen birçok sorun ortaya çıkmaya başladı. Bunları, dilerseniz sıralayalım.
     Baş ağrısı- uyku sorunları-boyun ve bel omurgası civarında gerginlik ve ağrılar - kronik yorgunluk sendromu - adet düzensizlikleri - cilt sorunları – depresyon - sinirlilik durumu (anksiyete) – cinsel sorunlar- vücudun bağışıklık sistemlerinde yetersizlik - yaşamdan keyif alamama
     Akciğerden çıkan bir kan hücresinin görevini tamamlayıp geriye dönmesi 1 dakika sürmektedir. Kan hücrelerinin yeterli biyo-elektrik potansiyeli olduğu zaman birbirlerini itmekte ve damarlar içerisinde birbirlerine yapışmadan ayrı ayrı hareket etmektedir. Kanın akışkanlığı ve kan akma hızı artınca oksijenin kolayca en uzak hücrelere ulaşması sağlanabilmektedir.
     Fakat yetersiz sıvı alınması, hareketsiz yaşam sürülmesi, beslenme hataları ve etrafımızda yapay olarak oluşmuş ekstra manyetik kirlenme alyuvarların birbirlerine yapışması ve madeni paralar gibi üst üste dizilmesi kan akış hızını azaltmaktadır. Bu durumda kalan alyuvarların birbirlerinden ayrılmaları kolay kolay gerçekleşemez ve buna bağlı olarak taşınan oksijen miktarı gittikçe düşer.
     Hücreler daha düşük oksijende kalmaları halinde eksik yakıtla çalışan motorun gösterdiği belirtilere benzer sorunlar üretir. Metabolizması normal çalışan hücrelerin aksine daha fazla miktarda üretilen asit yapıdaki atık maddeler gerektiği kadar atılamaz ve birikmeye başlar. Bu durum sorunun daha da artmasına neden olur. İşte bozulmuş kan hücreleri üzerine olumlu etkiler yapacak iki tedavi yöntemi vardır.
     Biri ozon terapi diğeri ise magnetik alan terapisidir.  Magnetik alan terapisi altındaki kan hücrelerinin akışkanlığı artmakta ve hücrelerin gereksinim duyduğu yaşamsal nitelikteki yanabilir özellikteki maddelerin dolaşımı hızlanmaktadır. Böylece vücut doğal yollardan kendini iyileştirme kapasitesini artırmaktadır. Zira vücut normal koşullar altında tüm sorunlarla başa çıkabilmektedir.
     Çeşitli nedenlerle bozulan dengeleri işte böylece magnetik uygulamalar sayesinde yenme imkanını bulmaktadır. Manyetik alan uygulanmasıyla kemik hücrelerinin aktivasyonu artmakta,adalelerde mevcut kasılmalar azalır,vücudu savunan hücrelerde artış olur. Daralmış ve fonksiyonlarını güçlükle sağlayan damarlarda genişlemeler, vücuttaki metabolizmayı yürüten kimyasal reaksiyonlarda olumlu gelişmeler başlatabilmektedir.

MAGNETİK GÜCÜN TIPTA KULLANIMI
     Magnetik alan üretmenin birkaç yöntemi vardır. Magnetik gücü klinik kullanım şartlarında üretmek için yapılan özel aygıtlardan alabileceğimiz gibi magnet dediğimiz biyo-mıknatıs özelliği olan ve vücuda dışarıdan uygulanan bazı metal parçacıklardan sağlamak mümkündür.
     Bu parçalar ya tıpkı süs amacıyla hazırlanmış takılar şeklinde olabilir ya da günlük yaşamda kullanılan yatak, yastık, vücut giysilerine adapte edilmiş şekilde uygulanmaktadır.
     Klinik tip manyetik tedavi kuşkusuz medikal magnetik alan uygulamalarının en önemli örneğidir. Uygulamanın en üstün özelliklerinden biri de tıpkı nabız gibi yani ritmik dalgalanımlar halinde manyetik alan oluşturmasıdır.
     Daha etkin olan pulsatif magnetik alan, hücre zarının kendi doğal ritmik hareketini yeniden yakalamasını daha kolay sağlayabilmektedir. Ritmik karakterli magnetik alan tedavisi, insan organizmasında moleküler, hücresel ve organların işlevlerini yerine getiren sistemler(sindirim sistemi,sinir sistemi gibi..) düzeyinde birçok biyolojik işlemlerin yeniden başlamasını sağlar.
     Unutulmaması gereken magnetik alan tedavisinin tıpkı ozon tedavisi gibi vücuda dışarıdan verilen bir uygulama olmadığı aksine organizmamızda mevcut olan kendini tamir etme yeteneğini artırmak amacıyla yapılan bir tedavidir.
MANYETİK TERAPİ'NİN AMAÇLARI : Manyetik terapi çok sayıda hastalık veya yakınmaların ortadan kaldırılmasını hedeflemekle beraber tedavide kullanmanın başlıca amaçlarını şöyle sıralayabiliriz.
1-Vücutta azalmış enerji seviyesini düzenlemek
2-Stresi azaltmak varsa depresyonu yenmek
3-Çeşitli nedenlerle oluşan ağrı veya işlevsel yetersizlikleri ortadan kaldırmak 

MAGNETİK TERAPİ’NİN KULLANILDIĞI HASTALIKLAR
1-   Uyku düzensizlikleri, unutkanlıklar
2-   Kırık kaynamasının hızlandırılması ve iyileşmeyen kırıkların tedavi edilmesi
3-   Kireçlenmeler ( Diz,kalça ve bel) ve siyatik vakaları
4-   Bazı romatizmalar (yumuşak doku ve iltihaplı eklem romatizmaları =artritler)
5-   Migren tipi baş ağrıları ve trigeminal nevralji “şiddetli ağrılı yüz tikleri “
Kulak çınlaması ve kronik baş dönme problemleri
6-   Kadınlarda adet düzensizlikleri ve ağrılı adet durumları
7-   Menopoz sonrası oluşan belirtilerin tedavisi
8-   Düşme ve çarpmalardan sonra oluşan ödem, ağrı ve hareket sorunlarının yok edilmesi
9-   Ortopedik ameliyatlar sonrasında
10- Fibromiyalji (yoğun adale ağrıları)
11- Cilt hastalıkları ve alerji
12- Kronik yorgunluk sendromu (canlı cenaze sendromu)
13- Bambu hastalığı(omurgada ilerleyici romatizma)
14- Anti-aging amacıyla
15- İlaçlara cevap vermeyen ileri hipertansiyon
16- Metabolik sendroma gidişli kilo fazlalığında destek tedavi olarak
17- Çağdaş çevre sorunlarına bağlı olarak gelişen cinsel sorunların çözümünde
18- Sporcuların performanslarını artırmada
19- İyileşmeyen yaraların iyileşmesinin hızlandırılması ve bağışıklığın güçlendirilmesi
20- Sindirim ve solunum bozukluklarının (gastrit, kolit, hazımsızlık, astım, KOAH, vb ) çözümünde ek tedavi olarak
21- Bacaklardaki ilerlemiş varisler veya buna bağlı yaralar
22- KBB hastalıkları (sinüzit ve bademcik iltihabı)
UYGULAMA ŞEKLİ : Uygulamaya başlamadan önce yüzük, bilezik, saat vs gibi tüm metal objeler çıkarılmalıdır. Ortalama 10 seans ve hastalığın türüne göre 12-25 dakika süreyle manyetik uygulama yapılır. Yine uygulamada hastanın terli olmamasına dikkat etmek gerekir.

12- LENF DİRENAJI TEDAVİSİ

Normalde vücutta atar damarlarla gönderilen kan toplardamarlar aracılığıyla geri toplanır. Fakat çeşitli nedenlerle bu geri dönüş tam olarak başarılamayabilir. Bu nedenle başta varis olmak üzere bazı dönüş dolaşım bozuklukları ortaya çıkar. Bu işlemi tıpkı doğal akışa uygun olarak yapan cihazlar geliştirilmiştir. Kalp ve nabız ritmine uygun çalışan bu araçlar ortaya çıkmış damarsal sorunların uzaklaştırılmasına yol açar. Bu araçlar 40 yıldan beri tedavide kullanılmaktadır.

KULLANILDIĞI HASTALIKLAR:
Hastadan hastaya ve tutulan damarın sorunlarına paralel olarak ayarlama imkanı olan bu aygıtlarla ayaklarda ödem yapan hastalıklar, lenfödem, filebit, varis, ve atar damar tıkanıklıkları başarı ile tedavi edilebilmelidir.
KULLANILMAYACAĞI ALANLAR:
Damarlarda akut iltihaplı durumlar, deride açık yaralar ve enfeksiyonlar, şiddetli ağrılı dönemlerde, çok ilerlemiş hastalıklarda yapılması önerilmez.
UYGULAMA ŞEKLİ: Bacaklara özel manşonlar sarılır. Yatmış durumda olan hastaya bağlanan cihaza verilen otomatik komutlarla çalışma başlatılır. Uygulama süresi 20-40 dakika sürebilir. Uygulama adedi 10-20 defa arasında olabilir.

13 – Masaj tedavisi

Ağrıyan eklemleriniz ve spazmlı kaslarınız için masaj çok yararlıdır. Bazı hastalarda fizik tedavi yöntemlerine ek olarak hekim masaj önerebilir. Eğer kendiliğinizden herhangi bir yerde masaj yaptırıyorsanız bunu mutlaka hekiminizle paylaşmalısınız. Zira bazen masaj olumlu değil olumsuz sonuçlara yol açabilir. Burada yapan kişinin yetersizliği kadar bazı hastalıklarda masajın sakıncalı olması da rol oynayabilir.

 



Diğer Sayfalar

   
Diğer Sitelerimiz
www.fibromiyalji.orgwww.ayaksorunu.netwww.antiagingtr.comwww.kireclenme.infowww.omuzum.comwww.belagrisi.netwww.vertigom.comwww.ozonterapi.infowww.osteoporoz.netwww.boyunkireclenmesi.netwww.romatizmatr.com
   
Bölge Hastanesi Ulaşım

Pendik Bölge Hastanesi
Doğu Mah. Yücel Sok. No:2 Pendik / ISTANBUL
Telefon : 0 216 375 34 34   Faks : 0 216 375 22 12
www.bolgehastanesi.com

2010 © turgutgoksoy.com Tasarım : bayburt.net